Mahkeme Kararları

1. Ceza Dairesi 2017/2881 E. , 2018/318 K.
UZLAŞTIRMA BÜROSUNA GÖNDERME DÜŞME KARARI VERILEMEZ
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) YÖNETMELİK

“İçtihat Metni”

Tehdit suçundan sanık S. E. hakkında yapılan yargılama evresi sonucunda sanığın üzerine atılı suçun uzlaştırma kapsamında olduğundan bahisle suça konu eyleme ilişkin davanın kovuşturma işlemleri itibariyle düşürülmesine, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilebilmesi için dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmesine dair Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2015/730 esas, 2016/584 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Mahkeme tarafından uzlaştırma” başlıklı 254. maddesinde yer alan;
“[1] Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usule göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
[2] Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında; 231. maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından 231. maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.” şeklindeki düzenleme karşısında Mahkemesince uzlaştırma işlemleri yapılabilmesi için yalnızca durma kararı verilerek dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmesi gerektiği, ayrıca bu aşamada düşme kararı verilerek dosyanın kapatılamayacağı, zira uzlaştırma işlemlerinin başarısız sonuçlanması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği cihetle, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16/10/2017 gün ve 94660652-105-06-9672-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2015/730 esas, 2016/584 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


3. Ceza Dairesi 2017/21081 E. , 2018/292 K.
6763 SAYILI KANUN YÜRÜRLÜĞE GIRMEDEN YAPILAN UZLAŞTIRMA TEKLIFI
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) ADLÎ KOLLUK VE GÖREVİ

“İçtihat Metni”

Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuklar M. M. Ü. ve B. T. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/12/2016 tarihli ve 2016/82945 soruşturma, 2016/23224 esas, 2016/1205 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1 -c maddesi uyarınca iadesine dair Antalya 1. Çocuk Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve 2016/1205 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2016 tarihli ve 2016/961 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 05.12.2017 tarih ve 2017/9980 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.12.2017 tarih ve 2017/70724 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilamında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanabileceği, iddianamenin tanzim edildiği 05/12/2016 tarihinden önce 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılmış olunması karşısında, uzlaştırmaya ilişkin işlemlerin değişikliğe uygun şekilde yeniden yerine getirilmesi gerektiği cihetle, merciince yapılan itirazın bu yönden reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35 inci maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254 üncü maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde, 6763 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı cihetle, somut olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/1. maddesi kapsamında kalan eylemlerin kanun değişikliği öncesinde de uzlaştırma kapsamında bulunduğu ve suça sürüklenen çocuklar ile kanuni temsilcilerinin uzlaşmak istemediklerini bildirmesi, yapılan uzlaşma teklifinin de usulüne uygun olması karşısında, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2016 tarihli ve 2016/961 değişik iş sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 17.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


2. Ceza Dairesi 2017/4599 E. , 2017/13904 K.
EYLEME İLİŞKİN SUÇ VASFININ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLMESİ SONRAKİ DEĞERLENDİRMEDE KAZANILMIŞ HAK SAYILAMACAĞI 141/1’DEN CEZA VERİLMESİ İSE DE EYLEM 142/1-B’DE KALDIĞINDAN
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 141

“İçtihat Metni”

Hırsızlık suçundan sanık M. E.’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/04/2009 tarihli ve 2008/769 esas, 2009/442 sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 06/06/2017 tarihli ve aynı sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/06/2017 tarihli ve 2016/719 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/10/2017 gün ve 94660652-105-16-9119-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2017 gün ve 2017/59749 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/06/2017 tarihli ek kararı ile mahkumiyete konu eylemin sanığın birlikte çalışmakta olduğu işyerinin koğuş kısmında, müştekinin yastığının altına koyduğu cep telefonu çalmak şeklindeki gerçekleştiği, 16/04/2009 tarihli hüküm ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un Kanun’un 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılması cihetine gidilmesine karşın, eylemin anılan Kanun’un 142/1-b maddesini ihlal ettiği, yapılan yargılama neticesinde sanığın eylemine ilişkin suç vasfında yanılmanın sonraki hukuksal değerlendirmelerde kazanılmış hak sağlamayacağı ve 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun uzlaştırma kapsamında kalmadığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun 6763 sayılı Kanun kapsamında yeniden değerlendirme talebinin reddine karar verilmiş ise de, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2008 tarihli ve 2007/60418 soruşturma, 2008/14759 esas ve 2008/9878 sayılı iddianamesi ile şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde iddia makamı tarafından sanığın mezkur Kanun’un 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yönünde esasa ilişkin mütaala verildiği ve akabinde mahkemece sanığın sabit kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 141/1. maddesini ihlal ettiğinden bahisle bu madde uyarınca cezalandırılması cihetine gidildiği ve mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında artık mahkemece kesinleşen hükümde yer alan suç vasfına ilişkin yeniden değerlendirme yapma olanağı bulunmadığı, sanığın mahkum olduğu basit hırsızlık eyleminin de 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik ile uzlaştırma kapsamına alındığı ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma isteminin sanık Oğuz Göksu hakkında verilen karara yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık O. G. hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında mahkemesince yapılan kovuşturma sonucunda anılan Kanun’un 141/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmekle birlikte, oluşa ve dosya kapsamına göre şikâyetçi M. E.’in çalışmakta olduğu Büyükşehir Belediyesi geri dönüşüm tesisinde yatmakta olduğu koğuşta, yastığının altından cep telefonunun çalınması şeklindeki olayda sanığın hırsızlık eylemini bina içinden gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiği ve sanığın eylemine ilişkin suç vasfının belirlenmesindeki yanılgının sonraki değerlendirmelerde kazanılmış hak sağlamayacağı gözetilerek itirazın reddine dair mercii kararında bir isabetsizlik görülmediğinden (BURSA) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2017 gün ve 2016/719 D. İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


4. Ceza Dairesi 2017/19259 E. , 2017/28186 K.
YARGILAMA SIRASINDA SANIKTAN ŞIKAYETÇI OLMAYAN DAVAYA KATILMAYAN MAĞDURUM ÖLÜMÜNDEN SONRA 106/1-1’DEKI TEHDIT SUÇUNDAN 6763’LE UZLAŞMA KAPSAMINA ALINMADIĞINDAN BAHISLE ÖLEN MAĞDURUN MIRASÇILARIYLA SANIK ARASINDA UZLAŞTIRMA YAPILMASI KANUNINEN MÜMKÜN OLMADIĞINDAN RED.
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 106

“İçtihat Metni”

Tehdit suçundan sanık A. T.ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/03/2009 tarihli ve 2008/600 esas, 2009/180 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşemesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararının temyizi üzerine onanmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamını müteakip hükmün infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17/10/2017 gün ve 94660652-105-67-5013-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2017 gün ve 2017/59580 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapamına göre, hükümlünün infazına konu ölümle tehdit suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun ile değişikliği öncesinde uzlaştırma kapsamında bulunmadığı, soruşturma aşamasında 10/11/2008 tarihlerinde yapılan uzlaştırma tekliflerinde hükümlünün kabul etmesine karşın müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında 26/03/2009 tarihli celsede müştekinin şikayetinden vazgeçmesine karşın suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle bunun herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanarak hükmün onanmak suretiyle infazına geçilmesini müteakip, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinin tamamının uzlaşma kapsamına alınmasını takiben, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ek kararla uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 14/03/2017 tarihli rapor içeriğine göre mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçılarıyla hükümlü arasında uzlaşmanın sağlandığına ilişkin rapor verildiği dikkate alındığında, genel hukuk kaidesi olan şikayetten vageçmeden vazgeçme olmayacağından ve mağdurun sağlığında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçerek bu yöndeki iradesini ortaya koyduğundan, davaya katılmaya ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesinde yer alan “(1)Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.” şeklindeki düzenlemenin kıyasen uygulanarak, sağlığında şikayet hakkından vazgeçen mağdurun mirasçıları ile uzlaştırma işlemlerinin yürütülebileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık A. T.’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/03/2009 tarihli ve 2008/600 esas, 2009/180 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşemesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararının temyizi üzerine onanmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamını müteakip hükmün infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararının, hükümlünün infazına konu ölümle tehdit suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun ile değişikliği öncesinde uzlaştırma kapsamında bulunmadığı, soruşturma aşamasında 10/11/2008 tarihlerinde yapılan uzlaştırma tekliflerinde hükümlünün kabul etmesine karşın müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında 26/03/2009 tarihli celsede müştekinin şikayetinden vazgeçmesine karşın suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle bunun herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanarak hükmün onanmak suretiyle infazına geçilmesini müteakip, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinin tamamının uzlaşma kapsamına alınmasını takiben, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ek kararla uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 14/03/2017 tarihli rapor içeriğine göre mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçılarıyla hükümlü arasında uzlaşmanın sağlandığına ilişkin rapor verildiği dikkate alındığında, genel hukuk kaidesi olan şikayetten vageçmeden vazgeçme olmayacağından ve mağdurun sağlığında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçerek bu yöndeki iradesini ortaya koyduğundan, davaya katılmaya ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesinde yer alan “(1)Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.” şeklindeki düzenlemenin kıyasen uygulanarak, sağlığında şikayet hakkından vazgeçen mağdurun mirasçıları ile uzlaştırma işlemlerinin yürütülebileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturma aşamasında şikayetçi olmadığını beyan eden mağdurun ölmesi durumunda, mağdurun mirasçılarıyla sanık arasında uzlaştırma yapılıp yapılamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklinde ve kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile “ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz” şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.
Uzlaştırma CMK’nın 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254/1. Maddesinde “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” denilmiştir.
Yine CMK’nın 253. maddesinin yirmi beşinci fıkrasında; Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esasların, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 243. maddesinde “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler. ” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Mağdur Necati Özer’in, 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
İncelenen dosyada; sanık hakkında TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış, mağdur N. Ö. yargılama sırasında 26/03/2009 tarihli oturumda şikayetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiş ve katılan sıfatını almamış, yargılama neticesinde 26/03/2009 tarihinde, sanığın TCK’nın 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararıyla TCK’nın 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği, hükmün infazı sırasında 6763 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle Cumhuriyet savcılığı tarafından 07/12/2016 tarihinde ek karar talep edildiği, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararıyla infazın durdurulmasına ve uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği, bu ek kararın sanığa 23/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, sanık tarafından anılan karara 27/01/2017 tarihinde itiraz edildiği, mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararıyla ” İtiraz üzerine yapılan incelemede, müştekinin vefat ettiği ( nüfus kayıt örneğinden anlaşılmakla 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği ) anlaşılmakla; muhakeme şartı olarak kabul edilen şikayet hakkı, kişiye sıkı surette bağlı haklardan olup kural olarak mirasçılara intikal etmez. Sadece TCK’nın 131/2. maddesinde; “Mağdur, şikâyet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikâyette bulunulabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Kişi şikayette bulunduktan sonra ölürse, “ölüm” şikayetin varlığını etkilemeyecek, şikayet geçerliliğini sürdürecektir. Somut olayımızda, müşteki N. Ö.’in kollukta vermiş olduğu 10.11.2008 tarihli ifadesinde, sanık A. T.’dan şikayetçi olduğunu uzlaşmak istemediğini beyan ettiğini belirtmiştir. Suçtan zarar gören müşteki N. Ö.’in vefat etmeden önce özgür iradesi ile ortaya koyduğu şikayetçi olduğuna ve uzlaşmak istemediğine ilişkin beyanı hukuken geçerli olup, ölüm nedeniyle yok hükmünde sayılamayacağı gibi ayrıca mirasçılarına yönelik uzlaşma girişiminde bulunulması da gerekmemektedir. TCK’nın 131/2. maddesindeki düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri olmadığı gibi, CMK’nın 243. maddesindeki husus da katılmaya ilişkindir. CMK’nın 243. maddesine göre ölüm halinde katılma hükümsüz kalacaktır ancak bu durum şahsa sıkı sıkıya bağlı olan ve ifade edildiği tarihte hukuki sonuç doğuran şikayet hakkını hükümsüz hale getirmeyecektir.” (Yargıtay 4. CD 2013/7176 esas, 2013/8159 karar, 21.03.2013 tarih). Anılan nedenlerle hükümlünün itirazının kabulü cihetine gidilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” biçimindeki gerekçeyle itirazın kabulüne, ek kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği ve bu kararın kanun yararına bozmaya konu edildiği, uzlaştırmacı tarafından 14/03/2017 tarihinde sanık ile ölenin mirasçıları arasında uzlaştırmanın sağlandığına dair rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35. maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde sanığa yükletilen TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığında şüphe bulunmamaktadır.
Uzlaşma, şikayet hakkı ve davaya katılma hakkı gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu haklar sadece suçtan zarar gören kişi tarafından kullanılabilir. Bu hakların, mal varlığına ilişkin haklardan olmaması nedeniyle mirasçılara geçmesi ya da başkasına devredilmesi mümkün değildir. Kanun koyucunun, suçtan zarar gören kişi dışındakiler tarafından bu hakların kullanılabileceğini düzenlediği durumlarda, bu hakların kanunda belirtilen kişilere geçmesi mümkün olacaktır. Örneğin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan şikayet hakkı ile ilgili olarak hakaret suçu yönünden, TCK’nın 131. maddesinin ikinci fıkrasında mağdurun, şikayet etmeden önce ölmesi halinde ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabileceği, yine kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan katılma hakkı ile ilgili olarak da CMK’nın 243. maddesinde katılan ölürse katılmanın hükümsüz kalacağı ancak mirasçılarının, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilecekleri belirtilmiştir. Uzlaşma hakkı da ancak kanuni düzenleme olması halinde mirasçılara geçebilecektir.
CMK’nın 243. maddesindeki düzenlemeden kanun koyucunun, katılanın ölmesi durumunda mirasçılarının, davaya katılanın haklarını takip etmek üzere katılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Mirasçılar, miras bırakanın davaya katılmış olması koşuluyla miras bırakanın haklarını takip edebileceklerdir. Davaya katılmayan ve daha sonra ölen mağdurun mirasçılarına davaya katılma hakkı tanınmadığı nazara alındığında bu mirasçıların, ölen mağdurun haklarını takip etmeleri de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, mağdur N. Ö.’in yargılama sırasında sanıktan şikayetçi olmaması ve davaya katılmaması karşısında, mirasçılarıyla sanık arasında uzlaştırma yapılması kanunen mümkün olmadığından, hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden bozma isteminin, CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, sonraki işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 15/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


4. Ceza Dairesi 2017/19077 E. , 2017/28179 K.
SANIĞA YÜKLENEN VE UZLAŞTIRMA KAPSAMINA ALINAN SUÇLARA ILIŞKIN CEZALARIN INFAZ EDILMESI DURUMUNDA SANIĞIN HUKUKI YARARININ BULUNMASI HALINDE UZLAŞMA HÜKÜMLERI UYGULANIR.
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) ADLÎ KOLLUK VE GÖREVİ

“İçtihat Metni”

Hakaret ve tehdit suçlarından sanık S. Y.’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 43/1, 129/1, 106/1-1.c, 29/1, 50/1-a, 62 (2 kez) ve 52/2. (2 kez) maddeleri gereğince 1.400,00 Türk lirası ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarihli ve 2015/37 esas, 2016/282 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, infaz savcılığı tarafından 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde uzlaştırma konusunda yapılan değişiklikler nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine, söz konusu suçlardan yerine getirme fişi düzenlendiğinden bahisle talebin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 05/04/2017 tarihli ve aynı sayılı ek kararına ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan itirazın reddine dair mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli, 2017/282 değişik iş sayılı kararının; Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/09/2017 gün ve 94660652-105-07-6807-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve 2017/53511 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli kararıyla 6763 sayılı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde uzlaştırma konusunda yapılan değişiklikler nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, sanığın suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunan hakaret suçunu, uzlaşma kapsamına girmeyen tehdit suçuyla birlikte işlemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü uyarınca, uzlaşma hükümlerinin uygulanamadığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapıldığı ve uzlaştırmanın 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçu yönünden de uygulanabilir hale gelmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı hakaret ve tehdit suçları açısından söz konusu kanun değişikliğine göre hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, 5271 sayılı Kanun’un 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yaptırılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık Sevcan Yaman’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 43/1, 129/1, 106/1-1.c, 29/1, 50/1-a, 62 (2 kez) ve 52/2. (2 kez) maddeleri gereğince 1.400,00 Türk lirası ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarihli ve 2015/37 esas, 2016/282 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, infaz savcılığı tarafından 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde uzlaştırma konusunda yapılan değişiklikler nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine, söz konusu suçlardan yerine getirme fişi düzenlendiğinden bahisle talebin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 05/04/2017 tarihli ve aynı sayılı ek kararına ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan itirazın reddine dair mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli, 2017/282 Değişik İş sayılı kararının; “Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli kararıyla 6763 sayılı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde uzlaştırma konusunda yapılan değişiklikler nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, sanığın suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunan hakaret suçunu, uzlaşma kapsamına girmeyen tehdit suçuyla birlikte işlemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü uyarınca, uzlaşma hükümlerinin uygulanamadığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapıldığı ve uzlaştırmanın 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçu yönünden de uygulanabilir hale gelmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı hakaret ve tehdit suçları açısından söz konusu kanun değişikliğine göre hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, 5271 sayılı Kanun’un 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yaptırılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği” gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık Sevcan Yaman hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 43/1, 129/1, 106/1-1.c, 29/1, 50/1-a, 62 (2 kez) ve 52/2. (2 kez) maddeleri uyarınca hükmolunan 1.400,00 Türk lirası ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezalarının yerine getirilmesi karşısında; hükümlerin infazından sonra 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. alt bendi gereğince, anılan suçların uzlaştırma kapsamına alınması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve buna bağlı olarak itirazın reddine dair mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli, 2017/282 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”şeklinde düzenleme karşısında, kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06/12/2016 tarihli, 2014/13-194 esas ve 2016/466 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın ”zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ”suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına”na dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını” taşıyan 98/1. maddesinde ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile “ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz”şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35 inci maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 253 ve 254 üncü maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde sanığa yükletilen TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığında şüphe bulunmamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı ilamında; “5728 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin istikrar kazanmış kararları ile kurumun karma niteliği nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş infaz edilmekte olan ve hukuki yararı bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği” belirtilmiştir.
CMK’nın 254. maddesi “(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.) (1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.” şeklindedir.
İncelenen dosyada;
Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarihli ve 2015/37 esas, 2016/282 sayılı hükümleriyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 43/1, 129/1, 62, 52/2, yine anılan Kanunun 106/1-1.c, 29/1, 62, 50/1-a, 52/2 maddeleri gereğince sırasıyla 1.400,00 Türk lirası ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sabıka kaydında görünen kapatılan İzmir 12.Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/168 esas-2014/545 karar sayılı dosyasına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, hükümlerin kesinleştiği, hakaret suçundan hükmolunan cezanın 12.10.2016 tarihinde, tehdit suçundan hükmolunan cezanın ise 05.10.2016 tarihinde yerine getirildiği, İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/657 esas ve 24/02/2017 tarihli yazısıyla anılan suçlar yönünden 6763 sayılı yasa uyarınca gereğinin takdir ve ifasının istenildiği, Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2015/37 esas, 2016/282 sayılı ek kararıyla, hükümler için yerine getirme fişi düzenlendiği gerekçesiyle 6763 sayılı Yasa hükümleri uyarınca uyarlama kararı verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu karara yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının itirazının ise mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli, 2017/282 değişik iş sayılı ve kesin olarak verilen kararıyla reddedildiği,
Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde; Kapatılan İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.04.2014 tarihli, 2014/168 esas-2014/545 sayılı kararıyla verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair bir adet kaydın yer aldığı, anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1-1. cümlesi maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığı ancak, yeni düzenleme nedeniyle hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmıştır.
İncelemeye konu dosyada çözülmesi gereken sorun, sanığa yükletilen ve uzlaştırma kapsamında bulunan suçlara ilişkin cezaların infaz edilmesi durumunda, uzlaştırma yapılmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Ayrıntıları yukarıda hukuksal değerlendirme kısmında açıklandığı üzere; uzlaştırma kurumu, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak kesinleşen ve infaz edilmekte olan hükümlerde de uygulanabilecek ve bu husus infaz aşamasında gözetilebilecektir. Yerine getirilen hükümler yönünden ise, sanığın hukuki yararının bulunması koşuluyla uygulanabilecektir.
Denetim süresi içerisinde işlenen incelemeye konu hakaret ve tehdit suçları nedeniyle, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi için mahkemesine ihbarda bulunulmuştur. Sanığın denetim süresinde işlediği ve kesinleştiği belirlenen bu suçlar nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanması gerekmektedir ancak; sanığın denetim süresinde işlediği bu suçlar yönünden mahkemece uzlaştırma uygulanıp, uzlaşma gerçekleştiği takdirde, CMK’nın 254/2. maddesi gereğince, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine, edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde ise, sanık hakkında, CMK’nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecektir. Her iki durumda da, adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden, açıklanma nedeni olan “sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinden” bahsedilemeyeceği için hükmün açıklanması da mümkün olmayacaktır. Bu durumda anılan suçlar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanmasında sanığın hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, hükümler için yerine getirme fişi düzenlendiği gerekçesiyle 6763 sayılı Yasa hükümleri uyarınca uyarlama kararı verilmesine yer olmadığına dair 05/04/2017 tarihli ve 2015/37 esas, 2016/282 sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü gerekirken, reddine dair mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli, 2017/282 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.

IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, mercii Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarih ve 2017/282 Değişik İş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 15/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


4. Ceza Dairesi 2017/19259 E. , 2017/28186 K.
MIRASÇILARIN KATILAN YERINE UZLAŞTIRMA IŞLEMI YAPMASININ KANUNEN MÜMKÜN OLMADIĞI GEREKÇESIYLE REDDINE KARAR VERILMIŞTIR.
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 101
ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN (5235) Madde 50
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62

“İçtihat Metni”

Tehdit suçundan sanık A.T.’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/03/2009 tarihli ve 2008/600 esas, 2009/180 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşemesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararının temyizi üzerine onanmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamını müteakip hükmün infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 17/10/2017 gün ve 94660652-105-67-5013-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2017 gün ve 2017/59580 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapamına göre, hükümlünün infazına konu ölümle tehdit suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun ile değişikliği öncesinde uzlaştırma kapsamında bulunmadığı, soruşturma aşamasında 10/11/2008 tarihlerinde yapılan uzlaştırma tekliflerinde hükümlünün kabul etmesine karşın müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında 26/03/2009 tarihli celsede müştekinin şikayetinden vazgeçmesine karşın suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle bunun herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanarak hükmün onanmak suretiyle infazına geçilmesini müteakip, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinin tamamının uzlaşma kapsamına alınmasını takiben, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ek kararla uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 14/03/2017 tarihli rapor içeriğine göre mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçılarıyla hükümlü arasında uzlaşmanın sağlandığına ilişkin rapor verildiği dikkate alındığında, genel hukuk kaidesi olan şikayetten vageçmeden vazgeçme olmayacağından ve mağdurun sağlığında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçerek bu yöndeki iradesini ortaya koyduğundan, davaya katılmaya ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesinde yer alan “(1)Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.” şeklindeki düzenlemenin kıyasen uygulanarak, sağlığında şikayet hakkından vazgeçen mağdurun mirasçıları ile uzlaştırma işlemlerinin yürütülebileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık A. T.’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/03/2009 tarihli ve 2008/600 esas, 2009/180 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşemesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararının temyizi üzerine onanmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamını müteakip hükmün infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararının, hükümlünün infazına konu ölümle tehdit suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapan 6763 sayılı Kanun ile değişikliği öncesinde uzlaştırma kapsamında bulunmadığı, soruşturma aşamasında 10/11/2008 tarihlerinde yapılan uzlaştırma tekliflerinde hükümlünün kabul etmesine karşın müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmediği, ancak kovuşturma aşamasında 26/03/2009 tarihli celsede müştekinin şikayetinden vazgeçmesine karşın suçun şikayete tabi olmaması nedeniyle bunun herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanarak hükmün onanmak suretiyle infazına geçilmesini müteakip, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinin tamamının uzlaşma kapsamına alınmasını takiben, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ek kararla uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen 14/03/2017 tarihli rapor içeriğine göre mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçılarıyla hükümlü arasında uzlaşmanın sağlandığına ilişkin rapor verildiği dikkate alındığında, genel hukuk kaidesi olan şikayetten vageçmeden vazgeçme olmayacağından ve mağdurun sağlığında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçerek bu yöndeki iradesini ortaya koyduğundan, davaya katılmaya ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesinde yer alan “(1)Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.” şeklindeki düzenlemenin kıyasen uygulanarak, sağlığında şikayet hakkından vazgeçen mağdurun mirasçıları ile uzlaştırma işlemlerinin yürütülebileceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturma aşamasında şikayetçi olmadığını beyan eden mağdurun ölmesi durumunda, mağdurun mirasçılarıyla sanık arasında uzlaştırma yapılıp yapılamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklinde ve kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile “ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz” şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.
Uzlaştırma CMK’nın 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254/1. Maddesinde “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” denilmiştir.

Yine CMK’nın 253. maddesinin yirmi beşinci fıkrasında; Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esasların, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 243. maddesinde “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler. ” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Mağdur N. Ö.’in, 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
İncelenen dosyada; sanık hakkında TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış, mağdur N. Ö. yargılama sırasında 26/03/2009 tarihli oturumda şikayetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiş ve katılan sıfatını almamış, yargılama neticesinde 26/03/2009 tarihinde, sanığın TCK’nın 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbar olunması üzerine Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/05/2012 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı kararıyla TCK’nın 106/1-1. cümle, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 28/04/2016 tarihli ve 2014/4838 esas, 2016/8665 karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, mağdurun 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği, hükmün infazı sırasında 6763 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle Cumhuriyet savcılığı tarafından 07/12/2016 tarihinde ek karar talep edildiği, Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararıyla infazın durdurulmasına ve uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği, bu ek kararın sanığa 23/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, sanık tarafından anılan karara 27/01/2017 tarihinde itiraz edildiği, mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararıyla ” İtiraz üzerine yapılan incelemede, müştekinin vefat ettiği ( nüfus kayıt örneğinden anlaşılmakla 24/03/2012 tarihinde vefat ettiği ) anlaşılmakla; muhakeme şartı olarak kabul edilen şikayet hakkı, kişiye sıkı surette bağlı haklardan olup kural olarak mirasçılara intikal etmez. Sadece TCK’nın 131/2. maddesinde; “Mağdur, şikâyet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikâyette bulunulabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Kişi şikayette bulunduktan sonra ölürse, “ölüm” şikayetin varlığını etkilemeyecek, şikayet geçerliliğini sürdürecektir. Somut olayımızda, müşteki N. Ö.’in kollukta vermiş olduğu 10.11.2008 tarihli ifadesinde, sanık Abdurrahman Turan’dan şikayetçi olduğunu uzlaşmak istemediğini beyan ettiğini belirtmiştir. Suçtan zarar gören müşteki N. Ö.’in vefat etmeden önce özgür iradesi ile ortaya koyduğu şikayetçi olduğuna ve uzlaşmak istemediğine ilişkin beyanı hukuken geçerli olup, ölüm nedeniyle yok hükmünde sayılamayacağı gibi ayrıca mirasçılarına yönelik uzlaşma girişiminde bulunulması da gerekmemektedir. TCK’nın 131/2. maddesindeki düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri olmadığı gibi, CMK’nın 243. maddesindeki husus da katılmaya ilişkindir. CMK’nın 243. maddesine göre ölüm halinde katılma hükümsüz kalacaktır ancak bu durum şahsa sıkı sıkıya bağlı olan ve ifade edildiği tarihte hukuki sonuç doğuran şikayet hakkını hükümsüz hale getirmeyecektir.” (Yargıtay 4. CD 2013/7176 esas, 2013/8159 karar, 21.03.2013 tarih). Anılan nedenlerle hükümlünün itirazının kabulü cihetine gidilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” biçimindeki gerekçeyle itirazın kabulüne, ek kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği ve bu kararın kanun yararına bozmaya konu edildiği, uzlaştırmacı tarafından 14/03/2017 tarihinde sanık ile ölenin mirasçıları arasında uzlaştırmanın sağlandığına dair rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35. maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde sanığa yükletilen TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığında şüphe bulunmamaktadır.
Uzlaşma, şikayet hakkı ve davaya katılma hakkı gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu haklar sadece suçtan zarar gören kişi tarafından kullanılabilir. Bu hakların, mal varlığına ilişkin haklardan olmaması nedeniyle mirasçılara geçmesi ya da başkasına devredilmesi mümkün değildir. Kanun koyucunun, suçtan zarar gören kişi dışındakiler tarafından bu hakların kullanılabileceğini düzenlediği durumlarda, bu hakların kanunda belirtilen kişilere geçmesi mümkün olacaktır. Örneğin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan şikayet hakkı ile ilgili olarak hakaret suçu yönünden, TCK’nın 131. maddesinin ikinci fıkrasında mağdurun, şikayet etmeden önce ölmesi halinde ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabileceği, yine kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan katılma hakkı ile ilgili olarak da CMK’nın 243. maddesinde katılan ölürse katılmanın hükümsüz kalacağı ancak mirasçılarının, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilecekleri belirtilmiştir. Uzlaşma hakkı da ancak kanuni düzenleme olması halinde mirasçılara geçebilecektir.
CMK’nın 243. maddesindeki düzenlemeden kanun koyucunun, katılanın ölmesi durumunda mirasçılarının, davaya katılanın haklarını takip etmek üzere katılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Mirasçılar, miras bırakanın davaya katılmış olması koşuluyla miras bırakanın haklarını takip edebileceklerdir. Davaya katılmayan ve daha sonra ölen mağdurun mirasçılarına davaya katılma hakkı tanınmadığı nazara alındığında bu mirasçıların, ölen mağdurun haklarını takip etmeleri de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, mağdur N. Ö.’in yargılama sırasında sanıktan şikayetçi olmaması ve davaya katılmaması karşısında, mirasçılarıyla sanık arasında uzlaştırma yapılması kanunen mümkün olmadığından, hükmün infazının durdurulmasına, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Zonguldak (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2016 tarihli ve 2012/116 esas, 2012/473 sayılı ek kararına karşı hükümlü tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair mercii Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2017/273 Değişik İş sayılı kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden bozma isteminin, CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, sonraki işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 15/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


4. Ceza Dairesi 2017/19090 E. , 2017/26605 K.
IDDIANEMENIN SORUŞTURMA EVRAKININ VERILDIĞI TARIHTEN ITIBAREN 15 GÜNLÜK SÜRE SONUNDA IADE EDILMEMIŞ OLMASI HALINDE KABUL EDILMIŞ SAYILACAĞI
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) ADLÎ KOLLUK VE GÖREVİ

“İçtihat Metni”

Tehdit suçundan şüpheli F. D. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/04/2017 tarihli ve 2016/13602 soruşturma, 2017/2182 esas, 2017/1293 sayılı iddianamenin, uzlaştırma işlemi yapılmadığı gerekçesiyle iadesine dair Van 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/05/2017 tarihli ve 2017/170 sayılı iddianame değerlendirme kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ve 2017/268 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/09/2017 gün ve 94660652-105-65-7535-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve 2017/53820 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Her ne kadar şüphelinin üzerine atılı tehdit suçundan dolayı uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekmekte ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/6. maddesinde “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki istisnai durum karşısında, üzerine atılı eylem nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan şüpheli hakkında uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi olanağının bulunmaması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan şüpheli F. D. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/04/2017 tarihli ve 2016/13602 soruşturma, 2017/2182 esas, 2017/1293 sayılı iddianamenin, uzlaştırma işlemi yapılmadığı gerekçesiyle iadesine dair Van 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/05/2017 tarihli ve 2017/170 sayılı iddianame değerlendirme kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ve 2017/268 Değişik İş sayılı kararının, “her ne kadar şüphelinin üzerine atılı tehdit suçundan dolayı uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekmekte ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/6. maddesinde “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki istisnai durum karşısında, üzerine atılı eylem nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan şüpheli hakkında uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi olanağının bulunmaması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği” gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hakkında başka suçtan yakalama kararı bulunan şüpheli hakkında uzlaştırma işlemlerinin uygulanmamasının, iddianamenin iadesi nedeni yapılıp yapılamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile “ibaresi madde metninden çıkırılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz”şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35 inci maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 253 ve 254 üncü maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde sanığa yükletilen TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığında şüphe bulunmamaktadır.
CMK’nın 253. maddesinin dördüncü, altıncı ve on altıncı fıkraları;
“(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.

(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler. biçimindedir. CMK’nın 254/1. maddesinde kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyasının, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderileceği belirtilmiştir.

Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun iddianamenin iadesine ilişkin 174. maddesi;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
İncelenen dosyada;
Tehdit suçundan şüpheli Fahrettin Demirel hakkında yapılan soruşturma sırasında, 22/03/2017 tarihinde anılan suçun uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve 10.04.2017’de uzlaştırmacıya teslim edildiği ancak 24/04/2017’de uzlaştırmacıdan işlemsiz iadesinin istenildiği, şüpheli hakkında Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/01/2017 tarihli, 2017/41 numaralı ceza dosyasında yakalama kararı olduğuna dair UYAP kaydının dosya arasına alındığı, şüpheli hakkında 25/04/2017 tarihli ve 2016/13602 soruşturma, 2017/2182 esas, 2017/1293 sayılı iddianamenin düzenlendiği, iddianamenin 28/04/2017 tarihinde Van 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/170 sayılı iddianame değerlendirme numarasına kaydedildiği ve 23/05/2017 tarihinde “uzlaştırma işlemi yapılmadığı” gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu karara yönelik olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından 24/05/2017 tarihinde yapılan itirazın ise mercii Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ve 2017/268 Değişik İş sayılı kararıyla kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Tehdit suçundan şüpheli F.D. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/04/2017 tarihli ve 2016/13602 soruşturma, 2017/2182 esas, 2017/1293 sayılı iddianamenin, Van 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/170 sayılı iddianame değerlendirme kararıyla, CMK’nın 174/1. maddesinde öngörülen onbeş günlük yasal süreden sonra 23/05/2017 tarihinde iade edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, CMK’nın 174. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş günlük süre sonunda iade edilmeyen iddianamenin kabul edilmiş sayılacağı gözetilmeden, anılan iddianamenin iadesi kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından 24/05/2017 tarihinde yapılan itirazın, kabulü yerine reddine dair mercii Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ve 2017/268 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
Sanığın TCK’nın 106/1-1 maddesine göre tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada, uzlaştırma işlemlerinin yapılması zorunlu ise de, iddianamenin kabul edilmiş sayılması nedeniyle uzlaştırma işlemlerinin, CMK’nın 254. maddesi uyarınca mahkeme tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden mercii Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ve 2017/268 Değişik İş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 30/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü

Translate »